Duygu yoksulu / T.Özmelek

BulutBoğazım düğümlendi durduk yere,

Birden bire değil de yine de… Neyse…

Hayat böyle işte… Ne zaman ne olacağı belirsiz…

Kimi zaman parçalı bulutlu, kimi zaman güneşli.

Bazen çenesi düşüyor insanın, bazen nutku tutuluyor

Yaşamak bambaşka bir olgu

Bir uçtan bir uca savuruyor insanı…

Bu ara suskun kalbim, duygu yoksuluyum.

Dalgalanıp duruyor ruhum oradan oraya

Kelimeler yetmez oluyor, kendimi anlatmaya

Sesini her duyduğumda daha çok korkuyorum

Ya yine bağrışırsak diye…

Sahi, bağrışmadan anlaşamaz mı insan?

Didişmeden sevilmez mi canan?

Tüm bildiklerimi unuttum sayende

Öğrendiklerim darmadağın şimdi.

Kafam boşlukta yine…

Sanki iki insan var iki yanımda

Kollarımdan çekiştiriyorlar sağdan sola, soldan sağa…

Güzelliklerle karanlıklar arasında koşturup duruyorum.

Öyle ince bir çizgideyim ki,

Sanki yanlış bir adımda kazayla yuvarlanacağım ruhumdaki boşluğa…

Zor duruyorum ayakta…

Yine de yılmıyorum asla.

Kalbime güvenip dik dik bakıyorum zihnimdeki silüetine…

Son bir güçle haykırıyorum, “Beni unut sevgili” diye…

“Yenilmeyeceğim sana” diye diye kendime geliyorum.

Hızla açıyorum gözlerimi, karanlıkta ve kendi odamda olduğumu fark ediyorum.

Neyse ki rüyadan ibaretmiş bu karmaşa…

Gerçekten bunları yaşamadığıma çocuklar gibi seviniyorum,

Şükrediyorum…

Sonra yüzümde kocaman bir gülümsemeyle miskince bırakıyorum kendimi sıcak yatağıma. Ve omuzlarımdan attığım sıkıntının huzuruyla uykuya saklanıyorum yeniden…

 

Keşke her kötü anı, rüyalardan ibaret olsa…

Geleceğinizi tasarlayın

 

ufuk tarhanFütüristler Derneği Başkanı ve M-GEN Kişisel Gelecek Planlama Merkezi Kurucusu Ufuk Tarhan,  “Yeni Çalışma İklimi” oturumunda “Gelecekle Yenilenecekler” başlıklı konuşmasını bitirdiğinde birbirine bakan gözler gördüm.

Gelecekte başarılı olmak ve kazanmak için çözüm üret, hedef koy ve gelecek planlaması yap!

 Birbirine bakan gözler, Ne kadar doğru şeyler söyledi” diyerek birbirini onaylıyordu aynı zamanda.

İş dünyasını ve yöneticileri gelecekte nelerin beklediğine ışık tutan konuşmasında önemli taktikler veriyordu. Genel olarak ise bildiğimizi bilmediğimiz, farkında olmadığımız şeylerin üstüne giderek cesaret veriyordu.

 

Fütüristler kendilerine olumlu gelecek tasarımcısı diyor. M-Gen Gelecek Planlama Merkezi ise fütürist, yaratıcı ve stratejik bir yaklaşımla bireylerin ve kurumların ‘’gelecek’’ farkındalığını arttırmak, “geleceğin tasarlanabilir, planlanabilir’’ olduğunu benimsetmek, neden, nasıl yapılacağını öğretmek üzere çalışmalar yapıyor.
Neden sorusuna şöyle yanıt veriyorlar; “İnsanlık, dijital çağın belirleyicisi internet devrimiyle, bilgiyi en çok sayıda üretmeyi, dağıtmayı, kopyalamayı, paylaşmayı başardı…
Artık ‘’sibernasyon’’ çağındayız. Yalnızca ‘’en çok’’ u değil, ‘’en iyi’’ yi de yaratma dönemindeyiz.Dijital çağda, tüm yaşamsal sistemlerimiz internet etkisiyle değişmişti. Sibernasyon’da temel belirleyiciler; nano teknoloji ve genetik olacak…

Kişisel, kurumsal, toplumsal ve tüm dünya olarak bir kez daha değişecek, dönüşeceğiz. Hatta buna başladık bile. Pek çok şeyin alt üst olması, kafalarımızın karışıklığı bundandır. Hiç birimizde, çocuklarımızda anormallik, hata, eksik, fazla yok! Sadece ve hep beraber bir kez daha evrensel evrim geçiriyoruz, o kadar!. Gelecek algımız değişiyor!…

Artık geleceği tahmin etmek, okumak, peşinden koşmak, katlanmak gibi edilgen konumda yaşamayacağız. Buna zorunlu değiliz. Bundan sonrasında, daha iyi bir yaşam için ‘’fütürist’’, ‘’uzgörülü’’, ‘’stratejik’’ yaklaşımla, onu tasarlayacağız.”

Ufuk Tarhan’ın elinde sihirli bir değnek yok!

Ancak yaptığı işe çok inanıyor. Hiç aklında yokken okuduğu bir dergi sayesinde kurduğu işi de kendine olan inancın göstergesi.

Sunumu bittiğinde etrafını saran gençler, hep tanıdık soruların yanıtlarını arıyordu; “Ben nasıl iş bulacağım?”

Cümleler devam ediyordu; “ İki dil biliyorum, kendimi geliştirdim. Ancak iş bulamıyorum. Deneyim engelini aşamıyorum. Ne yapmam gerekiyor?”

Ufuk Tarhan önce vazgeçmemeyi, sonra farklı olmayı ve bunu kanıtlamayı öneriyordu.

Sunumunda da anlattığı bir örneği sizinle paylaşmak istiyorum.

M-GEN’in sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta da bir sayfası var.

Ufuk Tarhan, oldukça aktif sayfasında konu ile ilgili videolar, makaleler yayınlıyor, kendi ile iletişime geçen herkese de yanıt vermeye çalışıyor.

Bir gün posta kutusuna; “ Ufuk Hanım ben fütürizmle yakından ilgileniyorum, web sitenizi de takip ediyorum ancak güncellenmesi konusunda desteğe ihtiyacınız olduğunu düşünüyorum. İsterseniz yardımcı olabilirim” şeklinde bir mail geliyor.

Ufuk Tarhan aslına bakarsanız daha önce de web sitesi ile ilgilenmek isteyen ama her defasında yarım bırakan kişilerle karşılaştığı için, umutsuz ancak isteğini kırmamak adına tamam diyor.

Birkaç şey istiyor anında yapılıyor, diğer taleplerde hızlı bir şekilde yerini buluyor.

Ve bir süre sonra web sitesi gerçekten güncellenmeye başlıyor. Ufuk Hanım, mail yolu ile kendisine ulaşan ve kendini fark ettiren bayana, güncellemeyi bir iş olarak teklif ediyor.

Biryandan da merak ediyor, nasıl biriyle karşılaşacağını. Bu süreçte karşısında hep 30’lu yaşlarda eğitimli bir bayan olduğunu düşünüyor.

Ancak gelen mail onu çok şaşırtıyor.

Çünkü karşısında 20’li yaşlarda, çok küçük yaşta evlenmiş üstelik bir de çocuğu olan, türbanlı bir kız çıkıyor.

Evinden web tasarımı eğitimi alıp kendini geliştirmeye çalışan bu bayan, cesareti ve sorumluluğu sayesinde M-Gen ‘in web sitesi ile ilgilenen çalışanı oluveriyor. Ufuk Tarhan’ın da dediği gibi;

Geleceğiniz; kendi haline bırakılmayacak kadar önemli;
Becerileriniz ´´Daha iyi bir gelecek´´ için

En değerli potansiyelinizdir…

 

 

 

Bursa’nın ayak sesleri

Yıllardır ürettiği katma değerin yanında kendini yeterince tanıtamamanın sancısını yaşadı Bursa.

Şimdi son derece önemli organizasyonlara ev sahipliği yaparak arka bahçesinde kaldığı İstanbul’a çok daha net “Duy sesimizi, işte bu Bursa’nın ayak sesleri”  diyebiliyoruz.

Her köşe yazısında belirttiğim gibi; yeni bir açılım yapan Bursa için her alanda planlı ve bütün halinde hareket etmek,  bu ayak seslerinin gürültüye dönüşmemesi için büyük önem taşıyor.

Geçtiğimiz haftalarda yetkin bir ekiple planlı hareket ederek sağlanan başarılı bir organizasyona hep beraber şahit olduk. Kalder Bursa Şubesi düzenlediği sempozyumla tüm kurum ve kuruluşlara önemli bir örnek oldu.  Üstelik sadece Bursa için değil!

Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin önde gelen sivil toplum kuruluşlarından Türkiye Kalite Derneği’nin  (Kalder) Genel Kurul’u gerçekleştirildi. Kıyasıya rekabetin yaşandığı Genel Kurul’a deyim yerindeyse Bursa damgasını vurdu.

A.Hamdi Doğan’ın 295 oydan 191’ini alarak oluşan yeni yeni Yönetim Kurulu’nda Bursa’dan Emin Direkçi, Sami Erol, Erdal Elbay, Lami Yağcılarlıoğlu,  Denetim Kurulu’nda ise yine Bursa’dan Ayhan Korgavuş yer aldı. A.Hamdi Doğan halen Kocaeli Sanayi Odası Genel Sekreterliği görevini de sürdürüyor.  Eski Başkan Ali Rıza Kaylan da ayrıca yönetim kurulda desteğini sürdürecek.

Doğan, konuşmasında “Üyelerimizin, ülkemizin beklenti ve gereksinimleri doğrultusunda kamuda, sivil toplum örgütlerinde, KOBİ’lerde çalışmalarımızı yoğunlaştırarak, Anadolu’ya açılım konusunda önceliklerimiz bulunuyor” diyor.

Aslında Yönetim Kurulu’nda Bursa’dan önemli isimlerin yer alması Anadolu’ya açılım hedefinin yanı sıra Anadolu’nun İstanbul’daki açılımı hatta ayak sesleridir.

Ancak iş burada yazdığımız kadar toz pembe değil! Anadolu’nun sesi nasıl bastırılmak isteniyor işte size küçük bir örnek;

Radikal Gazetesi Ekonomi Köşe Yazarı Funda Özkan “KalDer bile kaliteyi sağlayamazsa Türkiye ne yapsın?” başlıklı yazısında şöyle diyor;
Çetin Nuhoğlu aradı: “KalDer’i, Türkiye’nin değişiminde rol oynayacak en önemli beş kuruluştan biri olarak görüyordum“ diyor ve ikinci kez aday olduğu genel kurulda yaşanılan ‘kalitesizliği’ anlatıyor: “Birden otobüslerle dolu insanlar geldi. Espri yapılır ya kamyoncu derneği gibi, işte tam da öyle bir grup içeri girdi, ‘Bizim de adayımız var’ dediler. Tüm eski KalDer başkanlarıyla birlikte aldığımız ‘değişim, yeniden yapılanma’ adına tüm kararlar yok sayıldı.”

Bursa ve diğer illerden oy vermeye giden üyeler için söylenen bu sözlere ben inanamadım! Anadolu’yu küçümseyen zihniyetten ben kalite,  gelişim ve yeniden yapılanma kavramlarını yeniden sorgulamasını beklerim.

Bursa’daki tüm sivil toplum örgütleri, kurum, kuruluş ve yöneticilerinin vereceği tek cevap ise daha çok çalışmak olacaktır.

 

4. Anadolu Girişimci İş Kadınları Zirvesi

 

İşte en güzel cevaplardan biri daha; Yerelden genele fayda sağlamanın bilinciyle kurulan Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği (BUİKAD), çok kısa sürede Anadolu Girişimci İş Kadınları Dernekleri Federasyonu’nun (AGİFED) kurucu üyesi oldu.

İş kadınlarımızın ticari ve kişisel gelişimine katkıda bulunmak ve kadın girişimciliği konusunda kamuoyu oluşturmak amacıyla düzenlenen Anadolu Girişimci İş Kadınları Zirvesi ise bu yıl Bursa’da düzenleniyor. 

Yarın Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde başlayacak zirve iki gün sürecek ve birbirinden önemli ve başarılı isimleri ağırlayacak.  Ayrıntılı bilgiyi ; www.agifedzirvebursa.com adresinde bulabilirsiniz.

Yazar

Yazmaya alfabeyi öğrenmeden, muhtemelen hayal dünyasında başladı. Çocukken masallara şarkılar, gençliğinde aşklara şiirler, öğrenciliğinde derslere notlar yazarken, kendini ekonomi üzerine haberler yazarken buldu. Yazdığı en iyi şeyin hayatı olmasını isterken, 'Hayat'ı 'köşebaşı'nda yazmaya devam ediyor...

FOTO GALERİ

gokcedaya-yolculuk Şenlik Yürüyüşü.jpg Büyükada.jpg Martı.jpg anne-kiz aykut-teyze dugun Martı2 erkek-tarafi Köy düğünü.jpg