Küresel Krizle Yaşamak
7. Kalite ve Başarı Sempozyumu’nun ana oturumunda, Hazine eski müsteşarı, ekonomi dünyasının tanınmış ismi Tevfik Altınok, esprili anlatımıyla salonu kahkahalara boğan Prof. Dr. Kerem Alkin ile yazar, TV programcısı Dr. Yaşar Erdinç konuşmacı olarak yer aldı.
Konu kriz olunca herkes pür dikkat değerli ekonomistlerin yorumlarını, gelecek öngörülerini dinledi.
2009′un kayıp bir yıl olduğu, 2010 yılının ise belirsizliğinin altının çizildiği panelden aldığım notları aktarıyorum;
Tevfik Altınok;
- Küresel krizin “sistemik” nitelikte olması nedeniyle “kapitalizm çöküyor mu” sorusu gündeme geldi. Kapitalist rejimden çıkmak öyle kolay değil. Ancak sistem kendi içinde yenilenme gereğini duydu ve kendi krizini yarattı. Kapitalizm sürmeye devam edecek ama eskisi gibi olmayacak. Yeni baştan bir sistem kurulacak. Fakat burada, çok net ve açık kurallar konulacak.
- Türkiye’nin krizden çıkması için ekonomi programının tartışılması ve hatalarının ortadan kaldırılması gerekiyor. Yüksek faiz düşük kur, sanayicimizin kimyasını bozdu. Hammadde ve ara mal dışarıdan tedarik edilmeye başlandığında fabrikalar tek tek kapanmak zorundadır. Ekonomiyi harekete geçirmenin tek yolu üretimdir.
- Amerikan doları tasarruf aracı olarak görüldüğü sürece faizin düşürülmesi garanti edilemez. ABD’deki finans kurumlarının yönetim yapısı da değişiyor. Parayı veren artık Amerikan hazinesi oluyor. Endişem; ABD silahla yapamadığını paranın gücüyle mi yapacak?
- Sermaye ve emeğin çatışmasını önleyecek, sürekli birbiriyle kavgalı hale gelmesini engelleyecek bir tutum içinde olmalıyız. Sermayedar da gerektiğinde kendinden fedakarlık edebilmelidir.
Prof. Dr. Kerem Alkin;
- Kapitalizm üretim tüketim döngüsünde çalışır ve küresel yoksullaşma kapitalizmin başına gelen en kötü şeydir.
- Kapitalizmde yeni formül; Yeni Keynesyenciler Dönemi. Keynes’in fikirlerine bir başka anlam kazandıran Yeni Keynezyenciler şunu söylüyor; Piyasa ekonomisine, özelleştirmeye varız. Ama biz neoliberaller gibi, devletin düzenleyici ve denetleyici rolünün yerlerde süründürüldüğü değil güçlendirildiği bir piyasa ekonomisinden söz ediyoruz.
- Krizden mikro çözümlerle çıkılmaz. İşletme, maliyetler, bunlar önemli ama dönem devletin olaya müdahale etmesi gereken bir dönem. Kamu harcamaları ile gelirleri arasındaki dengeye bakarak yapılabileceğin en iyisi yapılmalı. IMF ile uzlaşmak da gerekiyor.
- Türkiye’nin tek avantajı son 40 yıl içinde özelleştirme, kamu bankalarına el koyma vb.. neler gördük, acayip bir ekonomiye sahibiz. Ben “Hacıyatmaz ekonomisi” diyorum. Şimdi de küresel kriz, sırtımıza dünyayı yükledik gidiyoruz. Küresel çark dönerse Türkiye çıkış yolu bulur. Merak etmeyin.
- İktisat teorisi bitti. Doların yerlerde sürünmesi lazım, ama dolar değer kazanıyor
Yaşar Erdinç;
- Dolar kurundaki riskten korunmak için işadamları mutlaka VOB’u kullanmayı öğrenmeli.
- Kriz en fazla Eylül’e kadar sürer daha kötüsü olmaz. Şu anda borsada hisseler kelepir. Önümüzdeki 1,5 yıl, her ay bir şeyler yatırabilirsiniz. 3 yıl beklediğinizde de gerçekten iyi bir gelir elde edebilirsiniz.
- 2003-2008 yılları arasında Türkiye hızlı bir büyüme gösterdi, ancak cari açık ve ithalatla sağlandı. Mevcut büyüme modeli iflas etti. Ekonomik program artık bitmiştir. Bunun sürdürülmesi mümkün değildir.
KÜRESEL KRİZİN ANOTOMİSİ – (Kerem Alkin sunumundan)
- 64 trilyon dolarlık dünya ekonomisinde 18 trilyon dolarlık mal ve hizmet, onu üreten ülke tarafından tüketilemiyor.
- Dünya bankacılık sektörünün kullandırdığı 41 trilyon dolarlık kredi hacmi sorun yaratıyor.
- Mortgage ve hedge fonları krizi
- Türev ürünler piyasasındaki kırılma
Hedge fon nedir?
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/402188.asp

KalDer Bursa Şubesi ve BUSİAD işbirliğinde düzenlenen, 7. Kalite ve Başarı Sempozyumu bu yıl ‘Yaşam kalitesi için değer üretmek’ teması kapsamında birçok konu ve konuğun yer aldığı oturumlarla gerçekleştirildi.
KalDer’de kuruluşundan bu yana verdiği emekler, Güz yapım tarafından hazırlanan bir film ile aktı ekranlardan…

İşte Gürgen’in yorumu; “Açıkcası kapağı hiç doğru bulmuyorum. Birçok açıdan doğru değil. Birkere toplumun, kültürel, bu toplumu toplum yapan değerleri ile çelişiyor. Yani bizim için Atatürk ve o fotoğrafı, bizim kim olduğumuzu anlatmada A’tatürkün bizimle kurduğu, bizim onunla kurduğumuz bağı oluşturmada çok önemli. Simgesel bir önemi var, gücü var. Siz bunu şaşırtmak, ilgi çekmek adına yani Atatürk’ün kafasının yerine Obama’nın kafasını koyarak altüst edemezsiniz. Bu sorumluluk olarak görülemez. İletişim sorumluluğu ya da iletişim işi ya da iletişimde cazibe yaratmak, ilgi çekmek gibi nedenlerle savunulamaz. Bu gerçekten çok ciddi bir sorundur ve de işte böyle hatalar yüzünden ciddi sorunlar yaşarız.
Etkinliğin ikinci gününde ise “Büyük Fetih Yürüyüşü” gerçekleştirildi.100 kadar atlı asker, yeniçeriler, mehteran, kılıç-kalkan, ahi grupları ve yöresel kıyafetleriyle gösteri gruplarının yer alacağı yürüyüş korteji; Çakırhamam’dan başlayıp Atatürk, İnönü, Cumhuriyet ve Altıparmak caddelerini takip ederek Atatürk Stadı’na ulaştı.
Osman Gazi’yi Anma ve Bursa’nın Fethi Şenlikleri’nin en renkli etkinliklerinden birisi de Geleneksel Köy Şenliği oldu. Bu yıl Keles’in Belenören ve Menteşe köylerinde gerçekleştirilen köy şenliğine binlerce kişi katıldı. Osmangazi Belediyesi tarafından Tophane Meydanı’ndan kaldırılan araçlarla köye taşınan davetliler, geleneksel köy düğününün bütün zenginliklerini gerçek bir köy düğünüyle yaşadı.