Sofralardaki tehlikeye, yasa hazırlığı
Yediğimiz ürünler ne kadar doğal, sağlıklı bilmiyoruz. İçimizde hep bir şüphe, ne yediğimize dair…
GDO’lar yani Genetiği
Değiştirilmiş Organizmalar kulağımıza pek yabancı değil ama midemizle dost olup olmadığına dair endişeler sürüyor. Çünkü bugüne kadar hiçbir denetim yapılmadan piyasaya sürülmüş ürünler mevcut.
Genleriyle oynanmış yani özel genler eklenmiş ürenler arasında; mısır, pataes, soya, buğday, pamuk, domates, pirinç ve bazı balık türleri sayılıyor.
Ürünlerin genleriyle daha fazla ve dayanıklı ürün almak adına oynanıyor.
Ürünlerin yapılarına bikti bakteri veya virüs gibi herhangi bir canlıdan alınan genler eklenerek, müdahale ediliyor. Belki tarlada yetişirken ürünler zararlı böceklerden etkilenmiyor ama tüketimi yapan bizler için aynı şey sözkonusu değil.
Genetiği değiştirilmiş ürünlerle ilgili karşıt görüşler bulunmakta. Hastalığa yol açtığını savunanların yanında, açlığa çare olacağını savunan bilim adamları da var. Uzmanlar genlerin hücre değişimine neden olduğunu belirtirken, Türkiye’deki ciddi kanser artışlarına da dikkat çekiyor.
İddia çok…
Yine aslında Türkiye’de yasak olmasına rağmen 700′den farklı ürünün ülkemize girdiği bu iddialardan birisi.Yararlı ya da zararlı GDO’lar soframızdalar ve denetleyecek yasal altyapı yok.
Avrupa bu ürünlere direnirken, konuyla ilgili yasa tasarısı ise ülkemizde Meclis yolunda. Tüm dünyada tartışma konusu olan GDO’larla ilgili yasal bir zemin oluşturulması bu anlamda büyük önem taşıyor.
Yasa tasarısına göre; genetiği ile oynanmış ürünler, özel olarak geliştirilmiş olanlar dışında bebek mamalarında ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılamayacak. Ürünlerin ithalini ve yetiştirilmesini yeni oluşturulacak biyogüvenlik kurulu denetleyecek. Ürünlerin sakıncaları tespit edilirse imha edilecek.
Ancak uzmanlar yasanın ceza konusunda eksik olduğunu belirterek sorunları çözmeyeceğini düşünüyor. Yani tüketicinin hakkını nasıl arayacağı belli değil.
Hepimizi ilgilendiren bu konuda yasa çıkmadan ilgili meslek kuruluşlarına kulak verilmeli ve meslek kuruluşları ise üzerine düşen görevi sonuna kadar yerine getirmelidir.

“Aman petrol canım petrol

