Kalite Sempozyumu’ndan ne öğrendim?

Bir ‘Kalite ve Başarı Sempozyumu‘ daha başarıyla tamamlandı.
Her yıl katlanarak artan katılımcısı ve bu kalabalık karşısında heyecanla deneyimlerini aktaran konuşmacıları ile sempozyum, kalite adına doğru yolda olduğumuzu kanıtlıyor.Emeği geçen tüm ekibe Bursa’yı kalite yolculuğuna çıkardıkları için teşekkürlerimi yazının en başında sunuyorum.
Her bilgi şöleni sonrası mutlaka bilgilerimi paylaşmayı sadece yazarak değil bilgi dağarcığıma ne attıysam anlatarak da paylaşmayı görev edindim. Mutlu olmak için bir sebep arayanları; kentimizde kaliteli neler yapıldığını görmeleri, duymaları, bilmeleri için teşvik etmeye çalışıyorum.
Her oturuma katılmak mümkün olmadı ama dinleyebildiğim ve aldığım notlar kadarıyla sempozyumdan öğrendiklerim diye bir sıralama yapmaya çalışacağım.
Sempozyumdan öğrendiklerim;
KalDer Başkanı Sami Erol ve deneyimli ekibinden; Bir işin sevgiyle ve inanarak yapıldığında başarıya ulaşmasının imkansız olmadığını.
BUSİAD Başkanı Arif Özer’den; Kurum ve kuruluşlara yeni açılımlar kazandırmak için sonuna kadar destek verilmesi gerektiğini ve bunun sonucunun kaliteye inanan bir kent yaratmak olduğunu.
Kalder Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu’ndan: Bursa’nın kalite yolculuğunda gün geçtikçe farkını kanıtladığını ve başarısının sempozyum için önceden hazırlanan metni bile bir kenara bıraktırıp heyecanla konuşma yaptırabileceğini.
Vali Şehabettin Harput’tan; Kamu kurumlarının hala kalite arayışı içinde olduğunu ve artık ‘ben emrederim vatandaş uyar döneminin bittiğini’!
Afken Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın’dan; 1990′lı yıllarda küreselleşme ile zorunlu tanıştığını ve uluslar arası piyasalarda ülkemizin yer almaması nedeniyle büyük zorluklar yaşadığını.
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’den; Şehirlerin ve yolların önce insanlar sonra arabalar için olması gerektiğini ve doğru yapılan her projenin ödülsüz kalmayacağını.
Sinpaş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Avni Çelik’ten; Hırsın aklın önüne geçmemesi gerektiğini ve liderin çevresine önderlik eden ama çevresinden uzaklaşmayan, dünü bugüne eşit olmayan kişi olduğunu.
Unilever Türkiye İnsan Kaynaklarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Cem Tarık Yüksel’den; ‘Ben varım’ diye başlayan felsefeden şimdi teknolojinin ‘ben var mıyım yok muyum’ sorusunu sorduğu bir döneme geldiğimizi.
Türk Lider Merkezi Başkanı Bülent Şenver’den; Ortak bir noktaya giden doğrularımızın oluşamadığını ve herkesin kendi doğrusu olduğunu. Ancak etik değerlerin evrensel olduğunu ve herkesin bir etik pusulasının (iyi, doğru, kötü, yanlış yönlerini gösteren) olması gerektiğini.
Hürriyet Köşe Yazarı Yalçın Bayer’den; Türkiye’nin Bayer gibi doğruları söyleyen ve bu değerlerimize sahip çıkan kişilere çok ihtiyacı olduğunu.
Tiyatro Sanatçısı Müşfik Kenter’den ; Sevmeyi bilirsek ve her şeyde önce insanı bulursak mutlu olacağımızı, hayatın keyfini çıkarırsak anlam kazandığını ve mütevaziliğin ne kadar değerli olduğunu öğrendim.
Herkese teşekkürler…
