eDevlet yolunda eBelediyeler -3-

 

 edevlet_logo

      Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) ve Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) tarafından Deloitte tarafından hazırlanan;  “eDevlet Yolunda eBelediye Kıyaslama Çalışması”nda, 101 belediyenin verdiği cevaplarda sona geldik. 

    Anketin, eDemokrasi ve eEğitim konularındaki sonuçları  şöyle;  

      *eDemokrasi

      Ankete katılan tüm belediyelerin eDemokrasi bölümünü eksiksiz doldukları ve cevaplarında önemli ölçüde tutarlılık sergiledikleri gözlemlenmekte.

      Belediyeler özellikle katılımcılığı artırma ve şeffaflığı sağlama yolunda bilişim ve teknolojilerinin kullanımının gerekliliğine ve faydalarına inandıklarını yüzde 90 gibi yüksek bir oranla belirtmişler.Belediyelerin şeffaflık aracı olarak web sitelerini en az Avrupalı muadilleri kadar etkin kullandıkları gözlemlenmekte.  

      *eEğitim

      Bilgi toplumu olma yolunda vatandaşların eğitimleri ve bilgilendirilmeleri eDönüşüm projesinin de en can alıcı noktasını teşkil etmektedir.Belediyelerin bu alandaki çabaları oldukça sınırlı gözükmekte.

      Bunun farkında olana belediyeler önümüzdeki 2 yıl içerisinde en fazla ağırlık verecekleri konu olarak yüzde 87 oranında eğitimi işaretlemişler. Bu çerçevede belediyelerin öğrencilerine verilere ve vatandaşlara, halka açık yerlere veya kamu binalarına kurulacak kiosklar aracılğı ile ücretsiz bilgisayar ve internet erişimi sağlamaya çalıştıkları görülmekte.

      Diğer yandan eğitim alanında sosyal olarak dışlanma riski taşıyan kesimlerin (örneğin mahkumlar ve eski hükümlülerin) topluma kazındırılması açısından ilave çabalara ihtiyaç olduğu gözlenmekte.  

                  *****

      Ankete katılan belediyeler içinden 19 belediye özel ödül için 29 adet proje ile başvuruda bulundu. Projeler özel ödül jürisi tarafından belediyelerin web sitesine girilerek ve yapılmış beyanlara dayanarak değerlendirildi.

       Beyoğlu, Etimesgut ve Şanlıurfa Belediyesi olmak üzere 3 belediye özel başarı ödülüne hak kazandı.Çalışmaya başlamadan önce 1000′i aşkın belediyeye e-posta yoluyla ulaşılmaya çalışılmış. Bursa’daki belediyelerin konuyla ilgili çalışanları, anketin kendilerine ulaşmadığını söyleyerek çalışmaya katılamadıklarını beyan ediyorlar. Yine de belediyelerimizin bu konuda daha katılımcı ve takipçi olmaları gerektiğine inanıyorum. Anket çalışmalarına 100 belediyenin cevap verdiği düşünüldüğünde çıkan sonuçlar tüm belediyelerin kendilerine örnek alacağı ve değerlendirme yapabileceği sonuçlar.

      Rapor bulgusunda çok önemsediğim bir cümle var, deniyor ki;

      ”Vatandaşlar, firmalar ve kurumlar, toplumsal yaşamda ve ekonomisinin işleyişinde temel taşları oluştururlar. Ve yine, vatandaşlar, firmalar ve kurumlar yerel yönetimlerin her türlü icraatından en çok etkilenen paydaşlardır. Bu noktadan hareketle her türlü strateji uygulanmasında ve sonuç alınmasında yerel yönetimlerin rolü çok kritiktir.” Yani bilgi toplumuna dönüşüm yolunda paydaşların ve yerel yönetimlerin ve özellikle belediyelerin önemli rolleri ve etkileşimleri vardır.

      Bu nedenle anket sonuçlarında olduğu gibi tüm Belediyelerin;Demokrasi alanında gerçekten katılımcılığı artırma ve şeffaflığı sağlama yolunda bilişim ve teknolojilerinin kullanımını sağlamaları gerekmektedir.

      Belediyelerin vatandaşların eğitimleri ve bilgilendirilmeleri yönünde eksik kalan çabaları, beyan ettikleri gibi önümüzdeki dönemde ağırlık verecekleri konu olmalıdır. Şeffaf, sorumlu, etkin ve verimli bir eDönüşüm uygulaması için her anlamda iyi yönetişim önemsenmelidir.

      Ve tabiki hizmetlerin web üzerindeki uygulamalarının yaygınlaşması, belediyelerin karşılaştıkları zorluklarda finansal kısıtların hemen ardından gelen bilgi ve strateji ile uzman ve koordinasyon eksikliğinin giderilmesi sağlıklı hizmet için zorunludur.

eDevlet yolunda eBelediyeler -2-

 

edevlet_logoTürk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) ve Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen eTürkiye (eTR) Ödülleri ve Kongresi kapsamında Deloitte tarafından hazırlanan;  “eDevlet Yolunda eBelediye Kıyaslama Çalışması”na kaldığım yerden devam ediyorum… 

Anket çalışması aynı zamanda EuroCities / Deloitte 2004 ve 2005 çalışmaları ile kıyaslanmak amacıyla düzenlenmiş. Eurocities anket uygulamasının başladığı üçüncü yılında anket 130′u aşkın belediyenin 48′i tarafından doldurulmuş.

Dolayısıyla Türkiye’nin 7 bölgesi/ 43 ilinden eDevlet Yolunda eBelediye Kıyaslama Çalışması”na katılan 101 belediyenin bu konuda duyarlı davrandıkları görülmekte.

Ancak hemen belirtmek isterim ki daha önce ödül alan belediyelerimiz de dahil olmak üzere Bursa’dan bu ankete katılan belediyemiz yok! 

Bu çalışma yapılırken iki temel nokta hedeflenmiş;

*eYönetişim, eHizmet, eDemokrasi ve eEğitim alanlarında belediyelerce vatandaşlara ve firmalara sunulan hizmetler ile ilgili bir kıyaslama yapabilmek

*Belediye uygulamalarından bazı başarı hikayelerini paylaşmak. 

Dolayısıyla tüm belediyelere örnek olması ve katkı koyması dileğiyle geçelim “eDevlet Yolunda eBelediye Kıyaslama Çalışması”nın raporundan seçtiğim açıklamalara… 

eYönetişim;

İyi yönetişim her projede olduğu gibi eDönüşüm projesinin de kritik başarı faktörlerinin başında gelmektedir.

Şeffaf sorumlu, etkin ve verimli bir eDönüşüm uygulaması için belediyelerde politika ve önceliklerin belirlenip belirlenmediğini, planlama, bütçeleme ve kontrol sorumluluklarının nasıl organize edildiğini değerlendirmek gereklidir.

eDevlet politikası oluşturma ve uygulama anlayışı bakımından belediyelerin farklı aşamalarda bulunduğu çalışmanın bulgularının başında gelmekte.

Marmara ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden ankete katılan belediyelerin bu alanda daha organize oldukları gözlemlenmekte.

Belediyelere eDevlet uygulama kararlarının ardındaki itici gücün yani temel sebebin ne olduğu sorulduğunda verilen cevaplar büyük oranda belediyelerinin verimlilik düzeyleri ile vatandaş ve firmalara vermekte oldukları hizmetin kalitesini artırmak üzerine odaklanmakta.

Belediyelerin eDevlette öncelik alanları ise “eDemokrasi, eHizmet, eEğitim, eİstihdam” arasında dengeli bir dağılım sergilemekte.

Daha önce Avrupa’da yapılan anket sonuçlarında eğitim ve istihdamın daha öncelikli alanlar olarak öne çıkması eAvrupa uygulamalarının eTürkiye uygulamalarından daha evvel başlamasına bağlanabilir.  

eHizmetler;

Belediyelerce sunulan hizmet sunma araçlarından gişe ve telefon uygulamalarının en yaygın şekilde kullanılmasına karşın, web/internet uygulamalarının şimdiden 2′inci sıraya yerleşmiş olduğu ve 2 yıl içerisinde açık ara ile birinci sıraya yerleşeceği verilen yanıtlardan net olarak görülmekte.

Belediyeler arası koordinasyonun gerçekleşmesi halinde en iyi uygulamaların en kısa sürede pek çok belediye tarafından uygulanabileceğini ve tüm belediyelerin aynı servis kalite ve imkanına çok daha çabuk erişeceği görülmekte.

Nitekim belediyelerin karşılaştıkları zorluklar sorulduğunda finansal kısıtların hemen ardından bilgi ve strateji ile uzman ve koordinasyon eksikliği kendisini ciddi olarak göstermektedir. 

DPT tarafından yayımlanan “Bilgi Toplumu Stratejisi 2006-2010″ dokümanında bahis olunan “yerel yönetimler arasında etkin koordinasyonun sağlanması, benzer teknoloji uygulamalarında teknoloji paylaşımı ve belirlenen standartlara uyumun tesisi suretiyle yatırımlarda etkinliğini sağlanması“nın önemi vurgulanmalıdır.

Ayrıca dış kaynak kullanımı ile Kamu Özel Sektör Ortaklığı uygulamaları olarak adlandırılan finansman modellerinin devreye girmesi de gerek finansman gerekse uzman eksikliğini giderecek yöntemler olarak  Avrupa’da yoğun olarak kullanılmaktadır.  

*Demokrasi ve eğitim sonuçları ile değerlendirmelere bu konunun son yazısında devam edeceğim…

eDevlet yolunda eBelediyeler -1-

 edevlet

 

Günümüzde zenginleşmenin yolunun olmazsa olmaz koşulu bilgiye dayalı ekonomidir.

Bilgi toplumuna geçtiğimizde, iletişim teknolojilerinin yarattığı fırsatları etkin bir şekilde kullanabildiğimizde, hızla değişen rekabet ortamında ayaklarımız yere daha da sağlam basacaktır.

Ekonomik ve sosyal yapıdan güçlenmiş bir toplum için etkin bilgi kullanımı ve paylaşımı şart olmuştur.

Bilgi temelli bir topluma hızla geçmek için eDönüşüm yani eTürkiye politikası tüm kurum ve kuruluşların ortak hayali olmak zorundadır. İsteyenler olduğu kadar istemeyenleri de çok sayıda olsa da, Türkiye küreselleşme yolunda yaklaşımını, kendisi için Avrupa Birliği’nin içinde yer alma hedefi olarak ortaya koydu.

Bu durumda, eAvrupa projelerine öncelik veren bir AB içinde yer almak isteyen Türkiye de hedeflerini bu yönde şekillendirmek zorundadır. AB penceresi dışından bakmak isteyenler için bile eDönüşüm artık kaçınılmazdır.

Devlet; bireyi koruyan, çalışıp kazanmasını sağlayan, gelişmesi için destekleyen bir sistemler bütünüdür.

O halde, eDevlet; Bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak devlet hizmetlerini vatandaşın, iş dünyasının ayağına götürerek daha etkin ve verimli bir yönetime ulaşmayı sağlayacaktır.  eDevlet dönüşümünün gerçekleştirilmesinde ise özellikle belediyelerin önemi büyüktür.

Çünkü belediyeler;

*eDevlet hizmetleri aracılığıyla vatandaşların kamunun karar alma sürecine ve yönetime katılımlarını temin edebilecek,

*İşlemlerin elektronik ortamda yapılmasını mümkün kılarak zaman ve paradan tasarruf edebilecek,

*Çok sayıda vatandaşa ulaşarak daha katılımcı, daha şeffaf ve etkin bir yönetim anlayışını uygulayabileceklerdir. 

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) ve Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) bu yıl beşincisini düzenledikleri eTürkiye (eTR) Ödülleri ve Kongresi ile bilgi toplumuna geçişte teşvik edici ve destekleyici bir rol üstlenmeye devam ediyor. 

eTR ödüllerini kentimizde, 

2004 yılında eYerel Yönetim Hizmetleri Kategorisi’nde Büyük Ödülü Osmangazi Belediyesi, “e-Belediyecilik Uygulamaları” ile 2005 yılında ise Nilüfer Belediyesi , “Nilüfer eDönüşüm Projesi” ile kazanmıştı. 

Geçtiğimiz hafta 5′incisi düzenlenen ve kentimizden Osmangazi Belediye Başkanı Recep Altepe’nin de konuşmacılar arasında yer aldığı eTR Ödülleri ve Kongresi’nde bir de önemli anket paylaşıldı.

Bilgi toplumuna dönüşüm politikasının hayatın her alanında, vatandaşa en yakın şekilde uygulamaya geçirilmesinin öneminden hareketle, belediyelerde eDevlet uygulamalarının mevcut durumu hakkında bilgi sunmak amacıyla “eDevlet Yolunda eBelediye Kıyaslama Çalışması” başlıklı bir anket düzenlendi.

Bu çalışma, Avrupa’da 130′dan fazla şehir belediyesinin bir araya geldiği “Herkes için eVatandaşlık” kıyaslama çalışmasından esinlenilerek yapılmış. Türkiye’nin 7 bölgesi/ 43 ilinden 101 belediye bu ankete katılmış.

Bu çalışma ayrıca EuroCities / Deloitte 2004 ve 2005 çalışmaları ile kıyaslanmak amacıyla düzenlenmiş.

Anket raporu ve önemli kıyaslamaları diğer yazımda paylaşacağım…

Satın Al-mı-yo-rum!

 

 

satinalma25 Kasım tüm dünyada “Satın Almama Günü” olarak kutlanıyor…

Tüketiciliği ve tüketim kültürünü protesto etmeye amacı taşıyan ve SAG diye kısaltılan bu günü  ilk defa duyuyor olabilirsiniz.Yeni bir şey olduğunu düşünüyorsanız yanıldığını daha baştan söylemek istiyorum. Çünkü ilk kez 1992 yılında Kanada’da başlayan bu protesto 65 ülkede kutlanmaya başladı ve giderek yayılıyor.

Satın almama gününden amaç sadece bir gün boyunca alışveriş yapmamak değil. Temel hedef; özellikle kitle iletişim aracılığıyla topluma yerleşen tüketim kültürüne karşı bir set oluşturmak. Özellikle gelişmiş ülkelerdeki tüketim bağımlılığına karşı sade hayat çizgisinde kontrollü bir hayata doğru önemli bir basamak oluşturmak.

Kanada’da bu günü ortaya çıkaran kişi Ted Dave, reklamcı olarak çalışan grafiker.Yani yıllarca hazırladığı afişlerle insanları tüketmeye çağıran birisi. Bu günün tanıtımı için ise afişlerinde;

Alışveriş yapmadan bir gün geçirebileceğinizi hiç düşündünüz mü?” şeklinde bir soru yöneltti.

Ekonomi politikalarına belki de ters düşün bu gün için Dave; “bu kampanyadaki amacım, alışverişteki asıl gücün satıcılardan alıcılara geçmesini sağlamaktı” diyor.

Satın almama gününün en büyük eylemi 24 saat boyunca hiçbir şey satın almamak şeklinde gerçekleşiyor. Ancak bu günün kutlandığı ülkelerde birbirinden ilginç yöntemler uygulanıyor.

Konserlerin düzenlenmesi, alışveriş merkezlerinin önünde kredi kartlarının kesilmesi, el ilanlarının dağıtılması gibi faaliyetlerin yanısıra kampanyaya destek veren insanlar tarafından alışveriş merkezlerinin önlerinde “alışveriş yapılmayan” bölgeler oluşturulması, alışveriş yapanlara “tüketim çılgınlığına yaptıkları katkıdan dolayı” teşekkür edilmesi ilginç eylemler arasında.  Şimdi kentimize ve kendimize dönüp bir baktığımızda ve düşündüğünüzde; günümüzde Satın Almama Günü’nün ne kadar anlam kazandığını görebiliyor musunuz?

En azından bir gün de olsa, ihtiyacımız olmasa da kampanyalarına kayıtsız kalamadığımız, kredi kartımızın limiti henüz dolmadığı için dayanamayarak aldığımız ürünlere, ardı ardına açılan alışveriş merkezlerinin kapısına geldiğinizde kendinizi frenleyip”hayır” diyebiliyor muyuz? düşünelim…

Ülkemizde henüz çok kapsamlı kutlanmayan, tüketici derneklerinin açıklamalarıyla geçen bu gün için geniş kitleli katılımlar için vakit gelmiş de çoktan geçiyor gibi geliyor bana…

Nasıl diye sorarsanız?

Satın almama günü ile ilgili hazırlanan 101 maddeli listeler bile var. Birkaç örnek verirsem;

* Daha önceki dönemde hemen hergün aldığınız şeylerin bir listesini çıkarın. Daha sonra bütün aile bireylerinin bulunduğu bir ortamda, alınan bu ürünlerin gerçekten ihtiyacınız olup olmadığını görüşün.

* Hazırladığınız bu liste için cebinizden çıkan tutarı tespit etmeye çalışın. Ardından aylık gelirinizin yaptığınız harcamaları ne ölçüde karşıladığını ve bunları alabilmek için ne kadar çalışmanız gerektiğini değerlendirin.

*Bir gün içinde yaptığınız ortalama harcama ve satın aldığınız şeylerle kendinize, topluma, hattâ dünyanın doğal dengesine hangi yönlerden yararlı, hangi yönlerden zararlı olabileceğinizi belirlemeye çalışın.

* Eğer bulunduğunuz şehirde bir müze varsa onu ziyaret edin,  en azından geçmiş toplumların hayatını konu edinen bir kitap okuyun. Kendiniz için temel ihtiyaç olarak nitelendirdiğiniz şeylerle kıyaslayın.

*Tüketim alışkanlıklarının zararlarına karşı çok duyarlı birisi iseniz ve eğer bulunduğunuz şehirde SAG çerçevesinde bir kampanya düzenlenmişse, fiilî olarak katkıda bulunabilirsiniz. 

İşte bu son madde ile ilgili bir öneride bulunabilirim;

Bu yıl kentimizde Yıldırım Anadolu İletişim Lisesi Halkla İlişkiler Bölümü öğrencilerinin düzenlediği anlamlı bir etkinlik olacak. Toplumu bilgilendirmek ve bu konuya olan duyarlılıklarını ortaya koymak amacıyla 25 Kasım Pazar günü Atatürk Caddesi’nde olacaklar.

Çılgınca tüketmeden de, yaşam mümkündür! Dünyayı bozmaya hakkımız yok!

Çünkü bu dünyanın yenisi yok!”diyen arkadaşlarımıza alışveriş yapmayarak katkı koymak zor olmasa gerek diye düşünüyorum.

Gülener’den gençlere anlamlı çağrı

İlk yayınımıydı bilmiyorum ama dün dikkatimi çeken Elemanlar aranıyor başlıklı ilginç aynı zamanda mesaj içerikli iş ilanını sizinle paylaşmak istiyorum;

“ ………..

(Meslek dalları sıralandıktan sonra)

*Değerli gençler; yukarıdaki meslek dallarında eğitimlerimizi geliştirmiş olmanız kaydıyla sizleri firmalarımızda işbaşı yapmak üzere çağırıyoruz…

*Genelde bu meslek dallarının tamamlayıcı bir eğitim şeklinin BEGEV’de geliştiğini izlemekteyiz. Otomotiv ve makine endüstrisi başta olmak üzere; tekstil ve diğer üretim alanlarında eğitim alarak ülkemizin üretim ordusuna katılmanız beklenmektedir.

*Değerli genç kardeşlerimiz, ülkemizin kalkınması üretimle; korunması eğitimle olur. Cephede savaşmanızı değil, üretimde ter dökmenizi istiyoruz…

*BEGEV eğitimlerine yönelip kendinizi (elleri, kafası ve kalbiyle) üretim alanlarında var ediniz.

*Lütfen BEGEV’deki eğitimlere katılmanız yoluyla mesleğinizi geliştirip fabrikalarımızın üretim alanlarındaki yerini alınız.

İşsizlik= İsteksizlik + Mesleksizlik

Bu böyle gitmemeli…!

Sanayici, İş ve Meslek Adamları adına Fahrettin Gülener ”

……

Önce sıradan bir eleman ilanı gibi görülebilecek ama okudukça altında çok şey yatan bir ilan bu.

Gençlere seslenen sanayici ve işadamları bu ilanla İşsizlik için farklı bir tanımlama yapıyorlar; İsteksizlik + Mesleksizlik

Meslek eğitiminin önemi ve yapılabilecekler konusunda yıllardır çaba gösteren Fahrettin Gülener ve BEGEV’i tanıtmaya gerek yok diye düşünüyorum. Ancak Fahrettin Bey’in lütfen diyerek seslendiği gençler için özet geçmekte fayda var diye düşünüyorum;

BEGEV’in amacı sanayideki işgücünün potansiyelini geliştirmek, daha kalifiye, teknolojik olarak daha üstün nitelikli eleman yetiştirmek ve Türkiye’nin üretimine katkıda bulunmaktır.

1992 yılında bir grup Bursalı işadamı ve sanayici tarafından üniversite açmak amacıyla kurulan ve bu zamana kadar BUSİAD, BESOB, DOSAB, DSD, BTSO gibi kurum ve kuruluşların, mesleki eğitime gönül vermiş pek çok Bursalı iş adamının da katkıları yoluna devam eden BEGEV, 2006 yılından beri DOSAB’da tahsis edilen 38 dönümlük bir arazi üzerinde inşa edilen, Bursa Tasarım ve Teknoloji Geliştirme Merkezi (BUTGEM) ‘in işletimini yapmaktadır.

Sanayiye hizmet anlamında kaliteli insan gücü kazandırmak için verilen eğitimlerden gündüz programları tamamen ücretsiz. Aksam kursları ise ya firma bazlı ya da ücret verebilecek sanayide çalışanlara yönelik ücretli kurslardır.

BEGEV’de dikkatimi çeken ve diğer kurumlara örnek olmasını dilediğim en önemli şey ise;

“yaşam boyu eğitim” konusunda çalışmalar yapmasıdır. Yani BEGEV, 18 yaşından başlayan ve 50- 60 yaşına kadar öğrenme sürecindeki tüm yaş gruplarını kapsayan mesleğini geliştirmek, değiştirmek isteyenlere eğitim veren yaşam boyu eğitim merkezi olmaya karar vermiştir.

Eğitim sadece üniversite demek değildir

Üniversitelerimiz ve diplomalı işsizler üzerinde yıllardır çözüm bulamamamız ülke olarak yaşam boyu eğitim konusunda yeterli bir talebe sahip olmadığımızı da göstermektedir.Eğitimin okulla birlikte bittiğini ve bir diplomanın yeterli olduğunu düşünen bir toplum olarak büyük ölçüde yanılgı içindeyiz.

Mesleksizlik ve İsteksizlik konusunun tamamen eğitim sisteminin yanlışlığından kaynaklandığını artık ezbere biliyoruz. Türkiye’deki sanayi işgücü piyasasına bakıldığında personelde 5 mühendis varsa 50 kişi de meslek lisesi mezunudur.

O zaman işsizliği artıran unsurların başında gelen mesleksizlik (buna üniversite diplomalı işsizlerde dahil) el birliğiyle ortadan kalkmalıdır.

İş dünyası meslek ve meslek içi eğitimlere önem verirken aynı zamanda Fahrettin Gülener’in dediği gibi her alanda elleri, kalbi ve kafasıyla eğitim alacak, üretim ordusuna katılacak gençlere de ihtiyacımız var…

Ülkemizin kalkınması üretimle; korunması eğitimle olur. Bu böyle gitmemeli…

Yazar

Yazmaya alfabeyi öğrenmeden, muhtemelen hayal dünyasında başladı. Çocukken masallara şarkılar, gençliğinde aşklara şiirler, öğrenciliğinde derslere notlar yazarken, kendini ekonomi üzerine haberler yazarken buldu. Yazdığı en iyi şeyin hayatı olmasını isterken, 'Hayat'ı 'köşebaşı'nda yazmaya devam ediyor...

FOTO GALERİ

anne-kiz gokcedaya-yolculuk dugun aykut-teyze Köy düğünü.jpg Hey özgürlük.jpg Martı.jpg Martı2 Köy düğünü.jpg Büyükada.jpg