Bursalı Anneler! 

 

 

Gittikçe zorlaşan ve aklımızın ermediği binbir türlü olayların yaşandığı dünyamızda, sağlıklı, mutlu ve başarılı nesiller yetiştiği ve bizimde öyle çocuklar yetiştireceğimiz konusunda ciddi endişelerim var.

Bu endişelerimin başında şimdiki çocukların ve gençlerin paylaşmayı ve fedakarlık yapmayı bilmediklerine şahit olmamdan kaynaklanıyor. Böyle yetiştirilmiş çocukların ileride nasıl çocuk yetiştireceklerini düşünmek bile beni karamsarlığa itmek için bir neden…

Hepimiz gün boyu karşılaşıyoruzdur. Özellikle de saygının derecesini ölçebildiğimiz en iyi yerlerden biri olan belediye otobüslerinde. Bizim öğrencilik yıllarımızda da camdan dışarı bakan arkadaşlar vardı ama şimdi tüm otobüslerde yaşlı, hasta, kendinden büyük birini görünce herkesin kafası neredeyse dışarıya çıkacak durumda.

“Bize ne oldu böyle?” sorusunun cevabını bulmak zor değil.Özellikle dikkat ediyorum küçük çocuğunu, oturmaya ihtiyacı olanlar ya da başka biri için ayağa kaldırmamak üzere cam kenarına oturtan anneler görüyorum.

Çocukları için güzel birşeyler yaptıklarına, hakkını korumayı bilmeyi öğrettiklerine inanan ebeveynlerin aslında onlara saygıyı, paylaşmayı değil, bencilliği öğrettiği açıkca ortada.

Üzülüyorum…. 

Benim hala umudum var…

Üzülüyorum ama sağlıklı, mutlu ve başarılı nesiller yetişeceği konusunda da hala umudum var.

Bu umudu bana verenlerden biri de “Bursalı Anneler” !

Bursa’da yaşayan bir grup anne,  kurdukları  www.bursalianneler.com sitesi ile çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmek için biraraya geldi ve bilinçli anneler ile sağlıklı çocukların sayısını artırmayı amaçlıyorlar.

Değerli arkadaşım ve dünya şekeri İpek’in annesi Hasibe Elhir Pektaş’ın basın bülteni ile bilgilendiğim web sitesinin incelediğimde, dünyadaki en önemli şey olan “insan yetiştirmek” konusunda önemli bir adım attıklarını gördüm. 

16 Ekim 2003 yılında Özgür İde Acarbabacan tarafından Yahoo’da oluşturulmuş bir mail grubundan şimdi tamamen kendi emekleriyle kurdukları  www.bursalianneler.com sitesinde buluşan annelerimiz, annelik tecrübelerini paylaştıkları, sorularına cevaplar aradıkları sanal ortamı  ayrıca dostlukların kurulduğu gerçek bir oluşum haline de getirmişler.

Web sitesinde bebeklere özel yemek tariflerinden en çok tercih edilen oyuncaklara, oda tasarımlarına ve çocuk büyütme ile ilgili özel konulara kadar farklı bölümler bulunuyor. Annelik adına sorulabilecek her ne varsa uzmanlar tarafından titizlikle cevaplanıyor, bebeğinize ya da çocuğunuza ait kullanılmayan eşyalarınız alıcı bulabiliyor. Bunun yanı sıra her hafta içeriğin ve köşe yazılarının güncellendiği siteye reklam alınarak sağlanacak gelir ile çocuklara ve annelere yönelik çeşitli projelerin oluşturulması ve desteklenmesi de amaçlanıyor. Sadece anne adayı ve annelerin kabul edildiği mail grubuna, diğer illerden de katılmak mümkün.

Gelişen dostluk ve samimiyet ile daha çok annenin buluşma noktası olmayı hedefliyorlar. Basın bültenin de şöyle diyorlar; “Biz önce anneyiz ve istiyoruz ki bilgilerimiz bize kalmasın, paylaşalım ve bilinçlenerek sevgi ile sağlıklı çocuklar, faydalı bireyler yetiştirelim. Üye olan tüm annelerin amacı bu. Umarım kurduğumuz web sitesi ile daha fazla anneyi buluşturmayı başarabilir ve hepsi ayrı bir dünya olan her çocuğun en iyi şeklide yetişmesine birazcık olsun katkı sağlayabiliriz. Üye olan anneler, yalnızca kendi çocukları için değil tüm çocuklar için bir fayda yaratmayı arzuluyor. Bu anlamda dileyen her anneyi aramızda görmek bizi mutlu edecektir. Ayrıca paylaşıldıkça zorluklar da kolay atlatılır hale geliyor.”

Web sitelerinde deyer alan M. Kemal Atatürk’ün “Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur” sözlerini örnek alarak ilerledikleri yollarında başarılar diliyor ve  geleceğin anneleri ve babalarını yetiştirdiklerinin bilinciyle herkese örnek olmalarını diliyorum.

Lojistik Alanında Kariyer

 
lojistik_3Ülkemizde “lojistik kavramına” hızlı bir geçiş yapsak da, sektör olarak taşımacılıktan lojistiğe hala geçiş aşamasındayız.

Lojistik, sadece taşımacılık değil, depolama, dağıtım, gümrükleme, sigorta ve ilgili faaliyetlerin entegre bir şekilde gerçekleştirildiği bir sektördür. Kapsamlı bir bilgi ve deneyim gerektirmektedir. Bu nedenle bu sektörde çalışacak kişilerin üniversite eğitimini almış olması son derece önemlidir.

Aslında uzun yıllardır var olan ama önemi son yıllarda anlaşılmaya başlanan sektör, kariyer anlamında da aynı şekilde yeni bir sektördür. En azından benim üniversitedeki öğrencilik yıllarımda (1994-1998), lojistik kavramı, “mezun olduğumuzda hangi sektörde çalışacağız?” sorusunun cevabı içerisinde yoktu. 

Şimdi sektörde çalışan kişilerin çoğu da sektöre yönelik eğitimini ve gerekli donanımı çalışma hayatında elde etmiş kişilerdir. Önümüzdeki yıllarda ise üniversitelerde lojistik ve dış ticaret bölümlerinin açılması ya da farklı alanlarda okuyan öğrencilerin bitirme tezlerinin bu alanda hazırlanması konusunda teşvik edilmesi ile birlikte, sektörde çalışanların lojistik konusunda eğitimli olmasında ciddi bir artış yaşanacaktır.

      Lojistik Vak’a Yarışmasıvaka

Lojistik Derneği (LODER), sektörde ilk danışılan kurum olmayı kendine vizyon olarak benimsemiş bir dernektir. Ve yenilikler konusunda öncü olmak, ülkede lojistik alanda yapılan uygulamalarda görüş oluşturmak, bu alanda standardizasyon ve sertifikasyon oluşturarak yüksek güven, verimlilik ve kalite düzeyini yakalamak ve lojistiğin bir meslek olarak kabul edilmesi yönünde girişimlerde bulunuyor.

Bu kapsamda, lojistiği tanıtmak, üzerinde proje ve takım çalışması yapılabilecek ve kariyer planları arasında değerlendirilmesini sağlamak üzere “Lojistik Vaka Yarışması” düzenlemektedir.

Türkiye’de lojistiğin daha doğru algılanmasını sağlamak ve ‘komple ve entegre çözümler’ üretmek için yola çıkılan yarışmasının 4′üncüsü geçen yıl başlamıştı.

Jüri üyeleri arasında Uludağ Üniversitesi’nin çok değerli akademisyenlerinden Dış Ticaret Bölüm Başkanı aynı zamanda LODER İl Temsilcisi Yrd.Doç. Emine Koban’ın da bulunduğu yarışmanın sonuçları belli oldu.

Uludağ Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü öğrencileri Leman Orman, Tuğba Akçam ve Fatma Yıldırım,  Bursa’ya 3′üncülüğü kazandırırken,  İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü öğrencileri birinci, Anadolu ve Osmangazi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü öğrencileri ise ikinci oldular.

Uludağ Üniversitesi’ndeki arkadaşlarımızı yarışmaya katıldıkları dönemden beri takip ediyor ve heyecanlarını paylaşıyordum. En son TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu tarafından düzenlenen Bursa Kentine Çözümler Sempozyumu’nda çalışmalarını dinleme fırsatı bulmuştum. Çalışmalarını ve yarışmaya katılma amaçlarını, “Eğitimimizi Bursa’da alıyoruz ve bu süreçte yaşadığımız kente borcumuz olduğunu düşünüyoruz. Bu amaçla Bursa için bir şeyler yapmak adına projemizi gerçekleştirdik” şeklinde açıkladılar. Gerçekten çok anlamlı ve örnek alınması gereken cümlelerdi.

Türkiye’nin dış ticaret hacminin yaklaşık yüzde 9′unu sağlayan ilimizde lojistik anlamında büyük potansiyel var. Ancak önemli olan bu gücü etkin hale getirmek sektör için önemli katkılar koymaktır.

Bu nedenle genç arkadaşlarımızı ve emek veren herkesi katkılarından dolayı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.

Küresel iş dünyası İstanbul’da 

 Dünya Odalar Kongresi’nin 5′incisi  İstanbul’da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)’un ev sahipliğinde gerçekleşecek. 4-6 Temmuz tarihlerinde Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenecek kongrede Türkiye, uluslararası iş camiasının odak noktası olacak.

Kongre iki senede bir dünya çapında bir iş kuruluşu olan Milletlerarası Ticaret Odası (ICC)’nın şemsiyesi altında faaliyet gösteren Dünya Odalar Federasyonu (WCF) tarafından düzenleniyor.

Dünya çapındaki 12 bin Odanın ve yerel, ulusal ve uluslararası özel sektör kuruluşlarının Başkanlarının ve temsilcilerinin, dünya iş çevrelerinin önde gelen liderlerinin bir araya geldiği tek uluslararası forum olma özelliğine sahip. Ana teması “Gelişme için işbirliği” olan bu yıl ki Kongre’ye 90 ülkeden yaklaşık bin işadamının katılması bekleniyor. 

5odalarDolayısıyla ülkemiz imkanlarının tanıtımı ve dünya ülkeleri ile ekonomik ve ticari alanlarda işbirliği fırsatının değerlendirilmesi açısından önemli bir platform oluşturmakta. 

5. Dünya Odalar Kongresi’nde, iş adamlarının yönetim konusunda karşılaştığı sorunların ele alınmasının yanı sıra, küreselleşme sürecinde karşılaşılan zorluklar, ekonomilerin yeniden yapılanması ve iyi yönetişimin önemi gibi iş hayatına yönelik daha geniş konular da ele alınacak.

 ”Küresel risk yönetimi-hükümete ve iş dünyasına çağrı”, “Enerji geleceğinin güvenceye alınması”, “Sınırlar ötesi, odalar ve göç”,”Küresel Ekonomilerde Yönetişim”, “Çok taraflı ticarete yönelik tehditler” gibi konular Kongre programı içerisinde yer alıyor.

İkili iş ilişkilerinin de kurulacağı Kongre, Türk işadamlarının dünya iş çevreleri ile temas kurmaları yönünde önemli bir fırsat teşkil edecek.

TOOB’un ilettiği basın bülteninde “Medeniyetlerin Kavşağında Buluşalım” sloganıyla, kongrede ulusalararası katılımcı portföyü de göz önünde bulundurularak, farklı kültürlerin ülkemizde buluştuğu çok taraflı işbirliğine dayalı bir ortamda, hem Türk kültürünü ve değerlerini, hem dünyanın sayılı turizm merkezlerinden biri olan İstanbul’u, hem de ülkemizdeki güncel gelişmeleri yansıtacak etkinlikler üzerinde çalışıldığı bildirilmekte.

Dünyadaki seçkin iş çevrelerinin ülkemizde bir araya getirilmesi ve ülkemizin etkin bir şekilde tanıtılmasına imkan vermesi açısından organizasyon, ülkemiz prestiji açısından da değerli bir imkan.

Kongre hakkında ve katılım için detaylı bilgileri;

http://www.tobb.org.tr/kongre/kongrehk.php  adresinden temin edebilirsiniz.

Kenti kim yönetir?  

 

Son dönemlerde kentte karşılaştığımız manzara tamamen yönetişim anlayışının uygulanması ile ilgili bir sorundur. Kendimize sormamız gereken soru bu kenti kimin yönettiği ve nasıl yönettiği sorusudur!

Vali mi, Belediye Başkanları mı, Sivil Toplum Örgütleri mi, Dernekler mi, Halk mı, Güç kimdeyse,  O mu? 

Türkiye Kalite Derneği Bursa Şubesi önceki gün bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıya geçmeden neden açıklama yapmaya gerek duyduğunu merak edenler için kısa bir hatırlatma yapayım;

Kalder Bursa Şubesi 1998 yılından bu yana kalite gönüllüleri, tüm özel / kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum örgütlerine dünya çapında kalite seviyesine ulaşmaları ve rekabet güçlerini artırmaları için uygun ortamlar yaratmaya çalışmakta ve yaşam kalitesinin artışı için çalışmalar gerçekleştirmektedir.  

Bu doğrultuda toplam kalite yönetiminin yaygınlaşması, toplumsal bilinç ve duyarlılığı da artırarak yaşadığımız kente olan katkılarında artmasını sağlamaktadır. Bu nedenle Kalder’inhayatın kolaylaşması, diğer kentlere başarılarımızla örnek olunması ve dünya çapında kalite seviyesine ulaşılması için çalışmalarını sürdürürken aynı zamanda kentte değerlerin yok edilmesine duruş sergilemesi kaçınılmazdır.

kalderbasinKalder Bursa Şubesi Başkanı Sami Erol, Başkanvekili Gürhan Akdoğan ve Genel Sekreteri Aykan Kurkur’un, önceki gün Atatürk Stadyumu’nun yıkılmak ve Ormancılık Müzesi’nin kapatılmak istenmesi nedeniyle yaptığı ve ilk olma özelliği taşıyan, bundan sonrada yapmaya devam edeceği basın açıklaması bu anlamda büyük önem taşımaktadır.

Asıl nokta proje bittikten sonra değil daha başlangıcında bilimsel, toplumsal, sosyal ve kültürel bakış açılarıyla değerlendirme yapmak ve gerekçeli açıklamalar yapabilmektir. Her yıl çeşitli ana temalarla ve yaşamın her alanında kaliteyi artırmayı hedefleyerek düzenlediği Kalite Sempozyumu’nu kente kazandıran KalDer’in misyonu da ancak böyle gerçeklik ve inandırıcılık kazanabilir. 

Bugüne dek yaptığı çalışmalar ile ihtiyaç ve beklentilerin karşılanmasına ve yenilik kazandırmasına önem veren KalDer Bursa Şubesi, basın açıklaması ile Bursa’nın yaşamına yön verecek tarihi kararlara dikkat çekmiştir.

KalDer ‘in geçen yılki sempozyumunu izleyenler ya da basın aracılığı ile takip edenler bilirler; ana tema “Geleceğimiz için Değisim ve İyi Yönetisim“di.

İyi Yönetişim”, geleceğimiz için tek taraflı yöneticiler ve yönetilenlerin kesin bir şekilde birbirinden ayrıldığı bir süreçten, karşılıklı etkileşimi ve katılımcılığı içeren bir sürece geçişi ifade etmektedir. Bireyler ve gruplar kendi gelecekleri üzerinde daha fazla söz sahibi olması gerekmektedir.

Yani KalDer geleceği öngörerek ve yanlışlıkları önlemek adına, gerekeni öncesinde de yerine getirmiş ve yaptığı basın açıklaması ile de kentin yaşam kalitesinin artırılması adına uygulamaların takipçisi olduğunu göstermiştir. İşte tartışılacak ve günün manzarasının ana temelini oluşturan şey buradadır.

Peki kenti yönetenler bu sempozyuma ilgi göstermiş midir? Hayır!

Bursa’nın her türlü uluslar arası organizasyonlara ev sahipliği yapacak düzeyde olması herkesin beklentisidir. Ancak “Ben yaptım oldu mantığı” yada “Güçler otoritesi” artık geride kalmalı ve küresel başarı için kentimizle ilgili alınan kararlar, ihtiyaç ve beklentiler doğrultusunda bilimsel platformlarda tartışılarak, çıkar gruplarının değil kentin dinamikleri ile birlikte katılımcı bir süreçte alınmalıdır.

Evet girişte de söyledim. Tekrar altını çizeyim; Son dönemlerde kentte karşılaştığımız manzara tamamen yönetişim anlayışının uygulanması ile ilgili bir sorundur.

Almak istediğim cevap ve inanmak istediğim tek şey katılımcı bir kent yönetimi, kararların tekrar gözden geçirilmesi ve kazanan tarafın sadece Bursa olmasıdır.

Korktuğum oldu!

hirsizAcaba ne zaman göz göze geleceğim

Ya da arkadan mı saldıracak

Gece mi olacak gündüz mü?

Sokakta mı bulacak beni

Apartman kapısında mı karşılaşacağız telaşla

Uyurken mi gelecek sessizce

Yoksa sessiz sedasız işini bitirip

Kendi cehennemine gerimi dönecek?…

……………………………………………………………

 Duyduğumuz her hikayenin ardından, sıra bize ne zaman, nasıl, nerede gelecek soruları ile beklerken…

Aynı zamanda neresinin en güvenli olduğunu bilmeden, o kötü an için, kendince yarattığın önlemlerle hazırlanırken!

Korktuğum oldu…

 Bize ait olduğuna inandığımız, ama o andan itibaren bizim olmaktan çok uzak gelen evimizde yaşadım.

Ve soğukkanlılıkla kapıyı bana açan eşimin gözlerinde gördüm o anı…

 Çelik ve güvenli ! kapıların kilidi kırılmış…

Gündüz vakti

Sessiz sedasız

Taşıyabileceği kadar eşyayı sırtlayıp, belki telaşla, belki de sağa sola selam vererek

Çıkıp gitmiş HIRSIZ,

ADİ HIRSIZ…

 Sadece maddi değerlerini değil

Manevi hissiyatları da alıp gittiğinin farkında olmadan…

Apartmanda ses duyup bakmayan

Polisi görüp ne olduğunu sormayan

Komşusunun kim olduğunu bilmeyenlerin yardımıyla

Güvenilirlik duygunu

İnsan sevgini alarak

Gidivermiş HIRSIZ…

 İşsizliğe, fakirliğe, yasaların çaresizliğine, yaptırımsızlığa dayanarak

Ama asıl vicdan yokluğuyla

Kendinde bulduğu ve olduğunu zannettiği hakla

Yaşam alanına dokunarak

Ruhunu titreterek

Belki de ona gülümseyerek bakan çerçevedeki yüzlerimize

Pis bir gülüşle karşılık verip

Kaçıvermiş HIRSIZ…

Kaleleri hep kumdan zannedip,

Hep kötülerin kazanacağına aldanarak…

Yazar

Yazmaya alfabeyi öğrenmeden, muhtemelen hayal dünyasında başladı. Çocukken masallara şarkılar, gençliğinde aşklara şiirler, öğrenciliğinde derslere notlar yazarken, kendini ekonomi üzerine haberler yazarken buldu. Yazdığı en iyi şeyin hayatı olmasını isterken, 'Hayat'ı 'köşebaşı'nda yazmaya devam ediyor...

FOTO GALERİ

Martı2 Köy düğünü.jpg dugun Büyükada.jpg aykut-teyze gokcedaya-yolculuk Hey özgürlük.jpg Martı.jpg Köy düğünü.jpg anne-kiz