Sağlık Turizmi Kongresi için Bursa’ya yeşil ışık

tr_tanitim1 Geçtiğimiz hafta Sağlık Turizmi Derneği Genel Koordinatörü İffet Erçil Kaya ile bir araya geldik. Gündemimiz 3-6 Aralık 2010 tarihlerinde gerçekleştirilecek Sağlık Turizmi Kongresi’ydi. İffet Hanım aynı zamanda bu yıl üçüncüsü düzenlenecek kongrenin de koordinatörü.

Geçmiş yazılarımda dile getirdiğim Sağlık turizmi yazıları bizi bir araya getiren ana unsur oldu. Hatırlarsanız Formback Yaşam Merkezi Genel Müdürü İlyas Kavcan’ın yaptığı görüşmeler sonucu, 2010 yılı Uluslararası Sağlık Turizmi Kongresi’nin Bursa’da yapılması önerisini Bursa Valiliği’ne ilettiğini ancak kongre ile ilgili Bursa’nın yetersizliği nedeniyle İstanbul’da yapılması kararı alındığını yazmıştım.

İşte “kısmet 2011’e” dileğimize Genel Koordinatör İffet Erçil Kaya’dan “Neden olmasın. Ancak Bursa bunu gerçekten istemeli ve elini taşın altına koymalı” cevabı geldi.

Bursa’da turizm sektöründe ve özellikle termal konusunda Valilik tarafından yapılan çalışmalar ve devam eden yatırımlarla birlikte yeni gelişmeler söz konusu. Dikkat çekmeye çalıştığımız nokta ise dünyanın çeşitli ülkelerinde tedavi olmak için gelen hastaların konaklama ve özel tur hizmetlerinin bir arada sunulduğu ve yeni trend sağlık turizmi üzerine.

Yazılarımda kentimizde sağlık turizminin gelişmesi yönünde atılan adımların ciddiye alınması gerektiğini, tanıtma faaliyetleri dışında bu önemli sektörün harekete geçirilmesi için örgütlülüğün şart olduğuna vurgu yapmaya çalıştım.

Sağlık turizminin gelişimi için sektörle ilgili yenilikleri, dünyadaki gelişmeleri takip edecek ilgili birimlere, her şeyden önemlisi yol bilenlerle oluşturulan planlama-yatırım-pazarlama sürecini barındıran uygun bir modele yani master planına ihtiyacımız var.

Önümüzde ilgimizi göstermek için 2010 yılı Sağlık Turizmi Kongresi gibi büyük bir sınav duruyor. 2011 yılı Uluslararası Sağlık Turizmi Kongresi’nin Bursa’da yapılması hayal değil ancak Bursa kendisine karşı atılan adımları da önemsemeli.

Nedir bu adımlar?

Sağlık Turizmi Derneği, Bursa temaslarında Bursa Valiliği ile görüşerek Bursa’nın sağlık turizmi ile ilgili duyarlılığını artırma ve Bursa’nın sağlık politikasının oluşturulması yönünde kongre öncesi çalıştay hazırlıklarına başlıyor. Çalıştay ile birlikte oluşturulacak Danışma Kurulu ile sağlık turizmine nerden başlamalı sorusunun yanıtları verilmeye çalışılacak.

Genel Koordinatör Kaya, dernek olarak doğrular üzerine inşa edilen gönüllü grup nitelemesi yaparken, oluşturulacak danışma kurulu için de “Danışma kurulunda ranttan sonra ortadan kaybolan çok büyük isimler olmamalı. Profesyonel ama amatör ruhla çalışacak sektöre katkısı olacak bir ekip oluşturulmalı” vurgusu yapıyor.

Danışma kurulu ne yapacak?

Kaya, Bursa’nın öncelike çok büyük bir envanter saha çalışmasına ihtiyacı olduğunu ve bu doğrultuda bir il politikası oluşturulması gerektiğine dikkat çekerek, “Büyükşehir Belediyesi de Bursa’nın sağlık politikasının oluşturulmasında devlet ve özel sektör adına bu işe varız demelidir. Yapılacak anket halka özgü sosyolojik bir çalışma olmalıdır. Bursa’da ne kadar su olduğunu, Bursa’ya ne kadar turist geldiğini, ne için geldiğini, eksik ve fazla noktaları, halkın ve özel sektörün ne istediğini ortaya koyacak, dengeleri gözeten bu yönde bir çalışmaya acil ihtiyaç bulunuyor” dedi.

80 YATIRIMCI GELİYOR

Bursa’nın 2011 yılı için talepkar olması, güçlerini birleştirmesi gerektiğini söyleyen Kaya, çalışmalar hakkında şöyle bilgi verdi;  “ Aralık ayında gerçekleştirilecek kongrede 81 ilin yarısı kendi stantlarını açarak bir duruş sergileyecek. Bursa’da valilik bu konuda duyarlı stant alarak tanıtım yapacak ama yeterli değil. Yatırımcılar elini taşın altına koymalı ve bu sektörden iyi para kazanacaklarının farkında olmalı. Sağlık turizminin ne demek olduğunu, ne getireceğini kongreye gelerek gözlemlemeli, dinlemeli ve anlamalı. Şu anda Mersin, Şanlıurfa, Adana illerimiz Sağlık Turizmi’ne büyük ilgi göstermekte. Bursa’da da yeterince kaynak var ancak kendini hala hamamcı olarak nitelendirmekte. Sektör artık uyanmalı ve gerekli altyapıyı düzenlemeli, gerekirse kanunlar için talepkar olmalı

Sağlık Turizmi Derneği Genel Koordinatörü İffet Erçil Kaya, Körfez ülkelerinden 80 yatırımcının Kongre doğrultusunda ülkemizde bulunacağını ve Bursa için de 3-6 Aralık tarihlerinde olmak üzere 3 gün ayırdıklarının müjdesini de verdi. Bursalı yatırımcıların ve sektör yetkililerinin son derece donanımlı ve nereye yatırım yapacaklarını iyi bilen insanlarla karşı karşıya geleceğini  bilerek, bu fırsatı iyi değerlendirmesi gerektiğini söyleyen Kaya, Bursa isterse bir sağlık kampüsü bile olabilir dedi.

Sonuç olarak; Bursa’yı önümüzdeki yıllarda planlı bir turizm kenti olarak görmek istiyorsak, elbirliği ile akılcı çalışmalar yapmalıyız. Kararlı mıyız bunu zaman gösterecek…

Kitap okuyoruz!

issiz_adam_4 

Türkiye’de kitap okuma oranı artıyor desem,  “Hadi canım sende” der misiniz?

Ama, Türkiye’de diziler rekor kırıyor desem,  “Öyle canım, bağımlı olduk çıktık” dersiniz biliyorum.

O zaman sıkı durun iki cümleyi bağlıyorum; popüler dizilerde okunan kitaplar, satışları artırıyor.

Dizilere gelmeden önce meşhur Issız Adam’dan da örnek vereyim.  

“Issız Adam”da Alper ve Ada birbirine bir sahafta Thomas Hardy’nin “Çılgın Kalabalıktan Uzak” romanını ararken rastlayınca, en son baskısı 1984’te yapılan kitap bir anda ilgi görmüştü. Filmle gelen yoğun ilgi, bu klasik romanı yayımlayan Can Yayınları’nı bile şaşırtmıştı.

Tesadüf izlenimlerini yerle bir etmek için, filmde Ada’nın okuduğu İhsan Oktay Anar’ın “Puslu Kıtalar Atlası” romanının da dikkat çektiğini belirtmek isterim.

Elbette bu kitaplar filme öylesine konulmuş kitaplar olmaktan çok Çağan Irmak’ın iyi bir okuyucu olmasının da yansımasıydı.

Gelelim dizilerimize…

Kurtlar Vadisi Pusu’da  Polat Alemdar’ın okuduğu bir kitap internette satış rekoru kırmış. Dizinin yazı grubunda yer alan yazarın kaleme aldığı roman aynı haftasonu 2. baskısını ve kısa sürede de 3. baskısını yapmış.

Aynı örnek STV’nin Kollama dizisinde yaşanmış durumda. Başrol oyuncusunun okuduğu ve Adnan Menderes’in hayatını anlatan kitabın 10 günde 10 bin satması, başka nasıl açıklanır?

Bu haberleri okuyunca, keşke Behlül’le Bihter de arada bir vakit bulup Halit Ziya Uşaklıgil’in diğer eserlerini ellerine alsalardı, fena olmazdı diye düşündüm.

Popüler dizilerin senaristlerine bu konuda önemli görevler düşüyor. İlkokul çağındaki çocukların nasıl hayal dünyasında gezdiklerini ve kahramanlarının her türlü ürününü ailesine aldırmaya çalıştıklarını biliyoruz.

Madem diziler çok izleniyor,  yıllardır artıramadığımız okunan kitap sayısı ya da edinemediğimiz kitap okuma alışkanlığı için önemli bir araç olarak da kullanabilir. Hatta zorunluluk bile getirilebilir.

Dizilerin doğru kullanıldığında özellikle çocuklara ve gençlere kitap okuma alışkanlığı kazandıracağını düşünüyorum.

Ülkelerdeki okuma alışkanlığı rakamları, aynı zamanda o ülkenin gelişmişlik, ekonomi ve kültür düzeylerini yansıtmakta. Bu nedenle üzerinde düşünülmesi ve çözüm üretilmesi gereken önemli bir konu.

İstatistikler diyor ki; Ülkemizde 65 bin kişiye bir kütüphane, 95 kişiye 1 kahvehane düşmekte.

Kitap okumak için Norveç’te kişi başına 137, Almanya’da 122 dolar harcanırken, Türkiye’de bu rakam 0.45 dolar kadar.

Ah zaman ah, yakalayamıyoruz seni…

Ancak nasıl oluyorsa bizim kitap okumaya ayırdığımız vaktin 400 katını Norveçliler, 210 katını Amerikalılar, 87 katını İngilizler ve Japonlar ayırıyor. Dünya ortalaması bile 3 katımız, yorumsuz kalıyorum.

Almanlar da bir âlem, kişi başına kitap okuma süreleri günde 23 dakikadan 18 dakikaya düşmüş, panik olmuşlar.

Türkiye’de kişi başına okuma süresi 10 ile 15 saniye arasında değişmiş, 10 bin 600 kişiye 1 kitap düşmüş, gençlerin yüzde 61’i hiç kitap okumamış,  dert mi?

Zekamız hala parlak, en azından siyasetçilerimiz meydanlarda birbirlerine tarih dersi veriyor da öğreniyoruz!

BURSA’DAN YANSIMALAR

Kitap okumama konusunda geçim sıkıntısı belki bir yere kadar kabul edilebilir ancak zaman bulamama konusu artık tamamen bahane. Çünkü internet ortamında geçirilen vakitleri toplasak, herkese yetecek kadar boş vakit olduğunu ispatlamış oluruz.

Ekonomik sebepler için de en azından okuma alışkanlığını kaybettirmeyecek çözümler de çoğalmakta. Kitap paylaşımı ya da okunan kitabın internet ortamında özet olarak sunulduğu internet siteleri, gösterilen çabalara olumlu örnekler. Artık e-kitap olarak bazı kitaplara da ulaşmak mümkün.

Posta kutuma Dr. Konuralp Başol’dan gelen mektupta bu yönde gösterilen çaba açısından son derece sevindirici. Dünyanın en önemli kişilerinin yazdığı, değişik ülkelerde yayınlanmış ama Türkçeye çevrilmemiş ve ülkemizin karşı karşıya olduğu sorunlarla ilgili kitapların özet çevirilerini yapan bir grup oluşturmuşlar.  Bursa Rumeli Platformu,  özellikle yoğun işleri nedeni ile kitap okuyacak kadar vakitleri olmayanlara, karar vericilere mail yolu özet çevirileri gönderiyor. Tebrik ediyorum.

Bir değerli çaba da ‘Sosyal Sorumluluk’ çerçevesinde Prof.Dr.İsmail Doğan’ın  Bursaspor’un şampiyonluk öyküsünü anlatan Şarkıların Çağırdığı Şampiyon: Bursaspor kitabını okuyucularla buluşturan Özhan Marketler Zinciri‘nden geldi. Örnek olmasını diliyorum.

İyi günde kötü günde, Bursaspor neyin peşinde

bursaspor

Bursa’nın perakende markalarından Özhan Marketler Zinciri aldığı bir belge ile büyük bir şaşkınlık ve üzüntü yaşıyor.

Genel Müdür Sabri Erdem,  Bursaspor sevgilerinin, yeşil beyaz renklere olan tutkunluklarının ticari bir konu haline getirilmesinden son derece üzüntülü.

Bursa 9’uncu noterliğinden gelen belgeye göre;

İhtar eden: Bursaspor Kulübü Derneği

Muhatap: Özhan Marketler Zinciri

Konu: Müvekkil Bursaspor’un tescilli isim ve logosunun izin alınmaksızın 556 sayılı KHK hükümlerine aykırı şekilde kullanılması

Açıklama: Sayın muhatap müvekkil Bursaspor kulübü adına, TPE tarafından tescil edilmiş olan isim ve logomuzun taklit edilerek, izinsiz ve 556 sayılı KHK ne hükümlerine aykırı olarak marketlerinizde çalışan personelin tişörtlerinde kendi reklamınızı yapmanız amacıyla kullandığınız tespit edilmiştir. Gerçekleştirdiğiniz bu eylem yasal olmayıp haksız kullanım teşkil etmektedir. Bu kullanıma derhal son verilmesi, aksi halde, hakkınızda yasal yollara başvurulacağını ihtaren bildiririz.

Ben avukat değilim, işin hukuki yönünde bir açıklama yapmakta benim üzerime vazife değil. Ancak ben de Bursa’da yaşayan ve yaşadığı şehre katkıda bulunmak isteyen her Bursalı gibi, şehrinde yaşanan her kötü durumdan üzüntü duyan,  yaşadığı her başarıdan mutluluk duyan bir vatandaşım.

Bunun bir örneğini Bursaspor şampiyonluk yolunda ilerlerken tüm şehir birlikte yaşadık. Yer gök yeşil beyaz oldu. Şampiyonluğu birlikte kutladık.

Özhan Marketler ne yaptı?

Bursaspor şampiyon olunca, kasada çalışanlarının giydiği yeşil renk, Özhan logolu tişörtlerine ‘Şampiyon Bursasporumuz Sen Nerede Biz Oradayız. İnancın Zaferi’ yazdırdı. Ve şampiyonluğu kutlamaya devam etti. Üstelik Bursaspor’a zarar vermesin diye logo koymadığı tişörtlerini taraftar gururu ile mesai saatleri içinde özen göstererek kullandı. Her çalışan gururla Bursasporluyum dedi.

Bunu tıpkı şampiyon olmadan önce şubelerini bayraklarla donatırken duyduğu mutlulukla, Bursaspor  dergisine, gazetelere şampiyonluk yolunda destek amaçlı başarı ilanı verirken duyduğu inançla, Bursaspor forması giyerek izlediği maçlardaki kıvançla yaptı. Prof. Dr. İsmail Doğan’ın Bursaspor’un şampiyonluk öyküsünü hazırladığı kitabını, 5 bin adet bastırıp ücretsiz Bursaspor taraftarlarına dağıtmayı planlarken ki  Bursaspor sevgisiyle…

SIRADA KİM VAR?

Peki sırada kim var? Bursaspor bu ihtardan evlerine, işyerlerine Bursaspor bayrakları asan diğer Bursa markalarına da gönderecek mi?

Ya da astıkları bayraklar, dağıttıkları kravatlar, atkılar için Büyükşehir Belediyesi’ne hesap soracak mı?

Bursaspor markasını korumanın yolu bu değil, gerçekçi olalım.

Evet, korsana savaş açılmalı, telif hakları korunmalı, Bursaspor’un menfaatine karşı yapılan her saldırı kınanmalı, ticari zarara izin verilmemelidir.

Eminim ki böyle bir kampanyada yine Bursaspor’un yanında yer alacak olanlar, Bursa’nın birbirinden değerli markaları olacaktır.

Bursaspor şampiyonluk öncesi nasıl kendisine duyulan maddi manevi desteklerle yola çıkmışsa, şampiyonluk sonrası ticari kaygılarla manevi duyguları birbirine karıştırmaması gerektiğini iyi bilmelidir.

Yıllardır beklediği, özlemini duyduğu şampiyonluk yolunda, her an yanında bulduğu Bursalı taraftarlarını, firmalarını küstürmemelidir.

Bursa’nın yakaladığı birlikteliğe ticari kaygılar zarar vermemelidir.

Geleceğinizi tasarlayın

 

ufuk tarhanFütüristler Derneği Başkanı ve M-GEN Kişisel Gelecek Planlama Merkezi Kurucusu Ufuk Tarhan,  “Yeni Çalışma İklimi” oturumunda “Gelecekle Yenilenecekler” başlıklı konuşmasını bitirdiğinde birbirine bakan gözler gördüm.

Gelecekte başarılı olmak ve kazanmak için çözüm üret, hedef koy ve gelecek planlaması yap!

 Birbirine bakan gözler, Ne kadar doğru şeyler söyledi” diyerek birbirini onaylıyordu aynı zamanda.

İş dünyasını ve yöneticileri gelecekte nelerin beklediğine ışık tutan konuşmasında önemli taktikler veriyordu. Genel olarak ise bildiğimizi bilmediğimiz, farkında olmadığımız şeylerin üstüne giderek cesaret veriyordu.

 

Fütüristler kendilerine olumlu gelecek tasarımcısı diyor. M-Gen Gelecek Planlama Merkezi ise fütürist, yaratıcı ve stratejik bir yaklaşımla bireylerin ve kurumların ‘’gelecek’’ farkındalığını arttırmak, “geleceğin tasarlanabilir, planlanabilir’’ olduğunu benimsetmek, neden, nasıl yapılacağını öğretmek üzere çalışmalar yapıyor.
Neden sorusuna şöyle yanıt veriyorlar; “İnsanlık, dijital çağın belirleyicisi internet devrimiyle, bilgiyi en çok sayıda üretmeyi, dağıtmayı, kopyalamayı, paylaşmayı başardı…
Artık ‘’sibernasyon’’ çağındayız. Yalnızca ‘’en çok’’ u değil, ‘’en iyi’’ yi de yaratma dönemindeyiz.Dijital çağda, tüm yaşamsal sistemlerimiz internet etkisiyle değişmişti. Sibernasyon’da temel belirleyiciler; nano teknoloji ve genetik olacak…

Kişisel, kurumsal, toplumsal ve tüm dünya olarak bir kez daha değişecek, dönüşeceğiz. Hatta buna başladık bile. Pek çok şeyin alt üst olması, kafalarımızın karışıklığı bundandır. Hiç birimizde, çocuklarımızda anormallik, hata, eksik, fazla yok! Sadece ve hep beraber bir kez daha evrensel evrim geçiriyoruz, o kadar!. Gelecek algımız değişiyor!…

Artık geleceği tahmin etmek, okumak, peşinden koşmak, katlanmak gibi edilgen konumda yaşamayacağız. Buna zorunlu değiliz. Bundan sonrasında, daha iyi bir yaşam için ‘’fütürist’’, ‘’uzgörülü’’, ‘’stratejik’’ yaklaşımla, onu tasarlayacağız.”

Ufuk Tarhan’ın elinde sihirli bir değnek yok!

Ancak yaptığı işe çok inanıyor. Hiç aklında yokken okuduğu bir dergi sayesinde kurduğu işi de kendine olan inancın göstergesi.

Sunumu bittiğinde etrafını saran gençler, hep tanıdık soruların yanıtlarını arıyordu; “Ben nasıl iş bulacağım?”

Cümleler devam ediyordu; “ İki dil biliyorum, kendimi geliştirdim. Ancak iş bulamıyorum. Deneyim engelini aşamıyorum. Ne yapmam gerekiyor?”

Ufuk Tarhan önce vazgeçmemeyi, sonra farklı olmayı ve bunu kanıtlamayı öneriyordu.

Sunumunda da anlattığı bir örneği sizinle paylaşmak istiyorum.

M-GEN’in sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta da bir sayfası var.

Ufuk Tarhan, oldukça aktif sayfasında konu ile ilgili videolar, makaleler yayınlıyor, kendi ile iletişime geçen herkese de yanıt vermeye çalışıyor.

Bir gün posta kutusuna; “ Ufuk Hanım ben fütürizmle yakından ilgileniyorum, web sitenizi de takip ediyorum ancak güncellenmesi konusunda desteğe ihtiyacınız olduğunu düşünüyorum. İsterseniz yardımcı olabilirim” şeklinde bir mail geliyor.

Ufuk Tarhan aslına bakarsanız daha önce de web sitesi ile ilgilenmek isteyen ama her defasında yarım bırakan kişilerle karşılaştığı için, umutsuz ancak isteğini kırmamak adına tamam diyor.

Birkaç şey istiyor anında yapılıyor, diğer taleplerde hızlı bir şekilde yerini buluyor.

Ve bir süre sonra web sitesi gerçekten güncellenmeye başlıyor. Ufuk Hanım, mail yolu ile kendisine ulaşan ve kendini fark ettiren bayana, güncellemeyi bir iş olarak teklif ediyor.

Biryandan da merak ediyor, nasıl biriyle karşılaşacağını. Bu süreçte karşısında hep 30’lu yaşlarda eğitimli bir bayan olduğunu düşünüyor.

Ancak gelen mail onu çok şaşırtıyor.

Çünkü karşısında 20’li yaşlarda, çok küçük yaşta evlenmiş üstelik bir de çocuğu olan, türbanlı bir kız çıkıyor.

Evinden web tasarımı eğitimi alıp kendini geliştirmeye çalışan bu bayan, cesareti ve sorumluluğu sayesinde M-Gen ‘in web sitesi ile ilgilenen çalışanı oluveriyor. Ufuk Tarhan’ın da dediği gibi;

Geleceğiniz; kendi haline bırakılmayacak kadar önemli;
Becerileriniz ´´Daha iyi bir gelecek´´ için

En değerli potansiyelinizdir…

 

 

 

Bursa’nın ayak sesleri

Yıllardır ürettiği katma değerin yanında kendini yeterince tanıtamamanın sancısını yaşadı Bursa.

Şimdi son derece önemli organizasyonlara ev sahipliği yaparak arka bahçesinde kaldığı İstanbul’a çok daha net “Duy sesimizi, işte bu Bursa’nın ayak sesleri”  diyebiliyoruz.

Her köşe yazısında belirttiğim gibi; yeni bir açılım yapan Bursa için her alanda planlı ve bütün halinde hareket etmek,  bu ayak seslerinin gürültüye dönüşmemesi için büyük önem taşıyor.

Geçtiğimiz haftalarda yetkin bir ekiple planlı hareket ederek sağlanan başarılı bir organizasyona hep beraber şahit olduk. Kalder Bursa Şubesi düzenlediği sempozyumla tüm kurum ve kuruluşlara önemli bir örnek oldu.  Üstelik sadece Bursa için değil!

Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin önde gelen sivil toplum kuruluşlarından Türkiye Kalite Derneği’nin  (Kalder) Genel Kurul’u gerçekleştirildi. Kıyasıya rekabetin yaşandığı Genel Kurul’a deyim yerindeyse Bursa damgasını vurdu.

A.Hamdi Doğan’ın 295 oydan 191’ini alarak oluşan yeni yeni Yönetim Kurulu’nda Bursa’dan Emin Direkçi, Sami Erol, Erdal Elbay, Lami Yağcılarlıoğlu,  Denetim Kurulu’nda ise yine Bursa’dan Ayhan Korgavuş yer aldı. A.Hamdi Doğan halen Kocaeli Sanayi Odası Genel Sekreterliği görevini de sürdürüyor.  Eski Başkan Ali Rıza Kaylan da ayrıca yönetim kurulda desteğini sürdürecek.

Doğan, konuşmasında “Üyelerimizin, ülkemizin beklenti ve gereksinimleri doğrultusunda kamuda, sivil toplum örgütlerinde, KOBİ’lerde çalışmalarımızı yoğunlaştırarak, Anadolu’ya açılım konusunda önceliklerimiz bulunuyor” diyor.

Aslında Yönetim Kurulu’nda Bursa’dan önemli isimlerin yer alması Anadolu’ya açılım hedefinin yanı sıra Anadolu’nun İstanbul’daki açılımı hatta ayak sesleridir.

Ancak iş burada yazdığımız kadar toz pembe değil! Anadolu’nun sesi nasıl bastırılmak isteniyor işte size küçük bir örnek;

Radikal Gazetesi Ekonomi Köşe Yazarı Funda Özkan “KalDer bile kaliteyi sağlayamazsa Türkiye ne yapsın?” başlıklı yazısında şöyle diyor;
Çetin Nuhoğlu aradı: “KalDer’i, Türkiye’nin değişiminde rol oynayacak en önemli beş kuruluştan biri olarak görüyordum“ diyor ve ikinci kez aday olduğu genel kurulda yaşanılan ‘kalitesizliği’ anlatıyor: “Birden otobüslerle dolu insanlar geldi. Espri yapılır ya kamyoncu derneği gibi, işte tam da öyle bir grup içeri girdi, ‘Bizim de adayımız var’ dediler. Tüm eski KalDer başkanlarıyla birlikte aldığımız ‘değişim, yeniden yapılanma’ adına tüm kararlar yok sayıldı.”

Bursa ve diğer illerden oy vermeye giden üyeler için söylenen bu sözlere ben inanamadım! Anadolu’yu küçümseyen zihniyetten ben kalite,  gelişim ve yeniden yapılanma kavramlarını yeniden sorgulamasını beklerim.

Bursa’daki tüm sivil toplum örgütleri, kurum, kuruluş ve yöneticilerinin vereceği tek cevap ise daha çok çalışmak olacaktır.

 

4. Anadolu Girişimci İş Kadınları Zirvesi

 

İşte en güzel cevaplardan biri daha; Yerelden genele fayda sağlamanın bilinciyle kurulan Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği (BUİKAD), çok kısa sürede Anadolu Girişimci İş Kadınları Dernekleri Federasyonu’nun (AGİFED) kurucu üyesi oldu.

İş kadınlarımızın ticari ve kişisel gelişimine katkıda bulunmak ve kadın girişimciliği konusunda kamuoyu oluşturmak amacıyla düzenlenen Anadolu Girişimci İş Kadınları Zirvesi ise bu yıl Bursa’da düzenleniyor. 

Yarın Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde başlayacak zirve iki gün sürecek ve birbirinden önemli ve başarılı isimleri ağırlayacak.  Ayrıntılı bilgiyi ; www.agifedzirvebursa.com adresinde bulabilirsiniz.

Yazar

Yazmaya alfabeyi öğrenmeden, muhtemelen hayal dünyasında başladı. Çocukken masallara şarkılar, gençliğinde aşklara şiirler, öğrenciliğinde derslere notlar yazarken, kendini ekonomi üzerine haberler yazarken buldu. Yazdığı en iyi şeyin hayatı olmasını isterken, 'Hayat'ı 'köşebaşı'nda yazmaya devam ediyor...

FOTO GALERİ

gokcedaya-yolculuk dugun Şenlik Yürüyüşü.jpg erkek-tarafi Köy düğünü.jpg aykut-teyze anne-kiz Köy düğünü.jpg Hey özgürlük.jpg Martı2